10 Nisan 2013 Çarşamba

Bir Fenerbahçeli Olarak Galatasarayla Gurur Duymak..

Dün harika bir maç oynandı Arena da. Galatasaray futlbolcuları kadar en az taraftarlarınında takdir edilmesi gerekir.Bu sabah üye olduğum sosyal paylaşım sitelerinde karşıma hep dünkü maçla ilgili güzel,çirkin,iyi,kötü bi sürü şey çıktı.Karşıma çıkanlardan tepemin tasını artıran bir ileti şahısı listemden çıkartmama kadar gitti!Fenerbahçeli bir arkadaşım Fenerbahçeli olmasından ziyade alakalı alakasız herşey de TÜRK'lükten bahseden vatan!millet!sakarya! diye gezen bir arkadaş dün akşam tur atlayamayan Galatasaraya  vermiş veriştirmiş,yermiş de yermiş.Galatasaray taraftarlarının boşa sevinçlerini algılayamamış?! 3 gol atmışlarda nolmuş?! Eğer Coco Cola içene laf söylüyorsan! üzerinde yabancı isim yazıyor diye marka giyenleri kınıyorsan ! saçma sapan sebeplerle kafan da vatan haini diyebiliyorsan! bu kadar yürekten Real Madrid taraftarı olmanı bu kadar yürekten kınarım! bu kadar yürekten söverim!...Teşekkürler Galatasaray ile teşekkürler Türkiye  eş anlamlıdır bugün...

27 Mart 2013 Çarşamba

iki elim iki kolum french tırnaklarım var.

ne zaman tırnaklarıma french yapsam yaptıktan 5 dakika sonra uykum gelir,direnirim,kurumaya yaklaşırken elimi yastığın altına koyarım,saçıma sürerim,meyve yiyesim tutar ve o oje desenli french olmaya mahkumdur.ve ben pes etmem yaparım özenle frenchimi özenle de bozarım ama silmem.bozuk frenchli ellerim altın gibi bir kalbim var.ehuya.

18 Ocak 2013 Cuma

uzun uzuun aralar..

sevgili günlük,

belli ki sana bayağı bi ara vermişim..tekrardan karşındayım..bu sefer seni ihmal etmeye hiç niyetim yok...

uzuun uzuun aradan sonra tekrar yazmak ne hoş!dilerim ki en güzel kelimelerim cümleye dönüşür bloğumda...

26 Eylül 2011 Pazartesi

günaydın sabah

Bu sabah erken uyandım..kalkıp yürüyüş yapiyim gazete falan alıyım fırından sıcacık ekmek falan dedim.yemedi...evin için de turladım,bilgisayardan gazeteler,tost makinasında da ekmeği ısıttık mı ohhh..
İçimde bir tembel mi yetiştiriyorum?ama en erken kalkanından.en erken kalkıpta elinde bilgisayar karşısında tv yan gelip yatanından..en alasından..
Hava ışıdı,ışıyacak...yeni mezun işsizler kervanından olan biri için bu saatte kalkmak çok büyük saçmalıktır..hele de ogün evden çıkmayacaksanız..elinde kumada zaplarken anlamsız şeyleri izleyerek saati doldurursunuz..saçmadır bilirsiniz ama vazgeçmezsiniz..evlilik programlarını bile izlersiniz hayretle hemde...işte beni de öyle birgün bekliyor şimdi...günaydın sabah...hadi beni bugün şaşırt..

"zaman"


    Derin bir boşluk içinde;bir an öncesini hatırlayamayacak kadar acı geçiyor zaman!Görünüşte yaşıyor olmanın,insanların tuhaf bakışları,ruhumun ruhsuzlaşması halinde entrasan bir acıyla geçiyor zaman!Aslında herşey umrumdayken,hiç birşey umrumda değilmiş gibi,iyi olan herşey hayal,kötü olan herşey tek yaşanılmış gerçek gibi sürekli tekrarlayan bir film misali gözlerimde,boş bakışlarla,anlamsız mecburi gülümsemeyle geçiyor zaman!İnsanlara tahammül edemeyecek kadar sinirle,kendine zarar verebilecek kadar güçlü bir bilinçsizlikle,kalabalığın içinde tekmişçesine geçiyor zaman!Bozuk bir musluğun akıttığı su işgencesinde,beynine işleye işleye,içinden avaz avaz,çığlık çığlığa bağırırcasına,dursun zaman diye haykırırcasına,sen dur desende geçeceğini bile bile inatlaşırcasına geçiyor zaman...!

düzenli yokoluş..

“Bir dilek tut!hayatın kayıyor...”
 Herşey bu kadar düzenli bir gidişatla altüst olamazdı..Hayır!bu kadar ucuz olmamalıydı bir insanın hayatı..Hiçbir haykırışım durduramadı,üstümde hızla çoğalan kara bulutları..Yapabilcek birşey yoktu artık,mucize bekleyecek gücümde..Karanlığa yardımcı oldum kapayarak gözlerimi ve bir dilek tuttum;parlak bir yıldızın az sonra sönerek kaybolduğu karanlıklara kaydığı gibi hayatım kayarken hızla...